Organ nakli yapılan doktor: Herkes bir gün ihtiyaç duyabilir…

Kasım 11, 2021 0 Yazar: admin

www.diken.com.tr ‘de “Mesude Erşan” haberi…

Link: https://www.diken.com.tr/organ-nakli-yapilan-doktor-herkes-bir-gun-ihtiyac-duyabilir/

14 yıl önce karaciğer nakliyle yaşama tutunan adli tıp uzmanı 37 yaşındaki doktor Mehmet Ali Malkoç, organ bağışı için çağrıda bulunuyor.

Henüz lise öğrencisiyle siroz tanısı konan ve yaşamını sürdürebilmesi için organ nakli olması gereken Malkoç, “Organ nakli olmak, yeniden doğmak” dedi. Malkoç kendi deneyimini de paylaşarak, organ bağışı çağrısı yapıyor.

Mehmet Ali Malkoç.

Türkiye’de halen 26 bin 894 hasta organ nakli için bekliyor. Bunların yaklaşık 22 bin 775’i böbrek için sırada. 1290 hasta kalp, 2 bin 376 hasta karaciğer, 285 hasta pankreas, 157 hasta akciğer, sekiz hasta böbrek-pankreas, iki hasta kalp kapağı, bir hasta da ince bağırsak bekliyor.

Nakillerin sadece yüzde 20’si canlıdan

Aslında Türkiye’de 172 merkezde organ nakli yapıyor. Nakil için yeterli merkez ve cerrah var. Ancak organ bağışı, hastaların ihtiyacını karşılamaktan uzak. Bugüne dek 46 bin 267 böbrek, 17 bin 927 karaciğer, 1.156 kalp, 343 kalp kapağı, 307 akciğer, altı kalp-akciğer, 198 pankreas, 48 ince bağırsak olmak üzere toplam 66 bin 253 nakil gerçekleştirildi. Bunlardan 16 bin 110’u kadavradan, 50 bin 143’ü canlıdan nakledildi.

Karaciğer ve böbrek yetersizliği hastaları nispeten ‘daha şanslı.’ Canlıdan canlıya organ nakli yapılabiliyor. Ancak kalp, akciğer, pankreas, incebağırsak organ yetersizliğinde ne canlıdan nakil olanağı var ne de diyaliz gibi bir cihazla destekleme şansı. Tek şansları, beyin ölümü halinde yapılacak bağışlarla temin edilecek organların nakledilmesi.

Her yıl 3-9 Kasım tarihleri, organ bağışına dikkat çekip farkındalık oluşturmak için ‘Organ ve Doku Bağışı Haftası’ olarak kabul ediliyor.

18 yaşında siroz oldu

Doktor Malkoç’un organ nakline giden hikayesi 2002’de, Şanlıurfa’da henüz 18 yaşında lise öğrencisiyken başladı. Üniversite sınavına hazırlanıyordu. Bir şeyler ters gitmeye başladı. Aşırı yorgunluk ve uyku hali, ailesinin dikkatinden kaçmadı. Çok fazla çalışmasına yordular. Yarı yıl tatilinde doktora gittiğinde, karaciğer enzimleri çok yüksek çıktı.

Malkoç’a, ‘viral hepatit’ dendi ama tam tanı da konamadı. Üç hafta dinlenmesi gerektiği söylendi. Bir süre sonra bu kez Adana’ya, Çukurova Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne gitti. Burada yapılan karaciğer biyopsisiyle, siroz olduğu anlaşıldı. “Karaciğer nakli gerekiyor” dendi. Ancak Malkoç’un bir hedefi vardı, üniversite sınavına hazırlanıyordu. Kilo kaybı, sarılık, halsizlik sürse de sağlık sorunuyla ilgilenmeyi erteledi. Sınava üç hafta kalmıştı. “Sınav geçsin, üzerine düşerim” diye düşündü.

Yattığı tıp fakültesini kazandı

Sınavı atlattık birkaç gün sonra ailesi bu kez İstanbul Tıp Fakültesi’ne götürdü. Doktorlar hastaneye yatmasını uygun gördü. Malkoç’a burada detaylı tahliller, muayeneler yapıldı. Siroz tanısı kesinleşti. Hastanede yatarken üniversite sınav sonuçları açıklandı. Çok iyi bir puan almıştı. İstediği tıp fakültesini tercih edebilirdi.

Malkoç, “Önce Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni yazmayı düşündüm. Ancak beni takip eden hocalar, ‘İstanbul Tıp Fakültesi’ni yaz. Takip ve tedavini burada devam ederken, fakülteni okursun’ dediler. Öyle de yaptım ve hastanesinde yattığım tıp fakültesine yerleştim” dedi.

Bir yandan tek başına zorlayıcı bir süreç olan siroza direniyor, diğer yandan tıp eğitime devam ediyordu. Malkoç, “Siroz hastalığı zor. Vücudu çok güçsüz bırakıyor. Karaciğer birtakım ürünleri üretemiyor. Görevini yapmadığı için vücutta toksinler birikiyor. Dönem dönem acillere kaldırıldım. Ciddi kanamalar, pankreas iltihabı atakları geçirdim. Bu arada dört ve beşinci sınıfta yoğun nöbetler başladı. Siroz her hastada farklı seyrediyor. Benimki beş yıl sürdü ve son safhaya geldi. Doktorlarım artık, nakil olmazsam öleceğimi söyledi” diye anlattı o zor günleri.

İki ay kadavradan organ bekledi

Önce öğrencisi olduğu tıp fakültesinin acil kadavra karaciğer listesine girdi. 2007’nin eylül ve ekim aylarını hastanede yatarak ve organ bekleyerek geçirdi. Hastalığı ilerlemeye devam ediyordu. Çok kilo kaybetti, karnında asit birikmeye başladı. Organ bağışı az olduğu için, bir türlü beklediği iyi haber gelmiyordu. Bekleme listesindeki hastalardan eksilenler oluyordu. Bildiği hastaların vefat haberleri ayrıca üzüyordu.

Geriye tek yol kalmıştı. Canlıdan karaciğer nakli. Öğrencisi olduğu tıp fakültesinde henüz yapılmıyordu. Özel bir hastaneye gitti. Anne, baba ve üç kardeşine testler yapıldı. 18 yaşındaki kardeşi Enver Gökhan uygun vericiydi. 27 Kasım 2007’de, Prof. Dr. Koray Acarlı, Enver Gökhan’dan karaciğer parçası aldı, yan ameliyathanedeki Prof. Dr. Münci Kalayoğlu da Malkoç’a nakletti. Ameliyat dokuz saat sürmüştü. Çıkarılan hasta karaciğerine yapılan patolojik incelemede de sirozu açıklayacak bir sebep bulunamadı.

‘İstersen Everest’e tırman’

Malkoç yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hiçbir zaman umutsuz değildim. Eninde sonunda ameliyat olacağımı biliyordum. Kadavradan organ çıkmayınca kardeşim yetişti. Yaklaşık altı ay sonra bambaşka bir insan olarak hayata ve tıp fakültesine geri döndüm. Kesinlikle yeniden doğmak bu olsa gerek. Münci hocama nakilden sonra, ‘Doktorluğu bıraksam, daha sakin bir hayat mı tercih etsem mi?’ diye sordum. Hoca bana, ‘Sen artık normal insanların yapabildiği her şeyi yaparsın. İstensen git Everest Dağı’nı tırman’ dedi. Nakilden önceki pek çok fotoğrafımı o günleri hatırlamamak için sildim.”

Malkoç, yaşadıklarını Diken muhabiri Mesude Erşan’a anlattı…

2010’da Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) giren ve adli tıp uzmanlığı kazanan Malkoç, halen Adli Tıp Kurumu’nda görev yapıyor. Aile kuran, Eren ve Can adında iki çocuğu bulunan Malkoç, üniversite yıllarını ve hastalık sürecini kısmen fantastik kısmen de bilim kurgu tarzında yazıyor. Malkoç, “Nakil sayesinde, 14 yıldır sağlıklı bir hayat sürüyorum” dedi.

Bağışlarsanız ailenize söyleyin

Her fırsatta organ bağışını artırmak için çaba harcıyor, ilgili sivil toplum kuruluşlarına destek veriyor.

Herkesin organ nakline ihtiyaç duyabileceğini vurgulayan Malkoç, şunları kaydetti: “Bebeklikten, yaşlılığa her yaş grubundan insan organa ihtiyaç duyabilir. İshal sonrası böbrek yetersizliği gelişebilir ya da birkaç gün sonra kalp yetmezliği hastası olduğumuzu öğrenebiliriz. Annemiz, babamız, kardeşimiz, çocuğumuz organ bekleyen insanlar arasında girebilir. ‘Beyin ölümü’ ölümdür ve geri dönüşü yoktur. Kısa sürede kalp de durur. Ama o kısa sürede kalp durana kadar, organlar kanla beslenirken organların alınması ve çok sayıda hastanın yaşamının kurtarılması mümkün. Ben bütün organlarımı bağışlamak isterim ama uygun değilim. Ancak bedenimi anatomi kürsüsüne bağışlamayı hayal ediyorum. Tıp fakültesi öğrencileri benim bedenim üzerinde bilim yapsınlar istiyorum.”

Malkoç, organlarını bağışlayanlara bu kararlarını ailelerine mutlaka bildirmelerini hatırlattı. Çünkü organ bağış kartı bulunsa bile ailenin onayı soruluyor.

608 bin bağışçı var

Türkiye Organ ve Doku Bağış Bilgi Sistemi’nde (TODBS) 607 bin 669 kayıtlı gönüllü bağışçı bulunuyor. Yetişkin ve akli dengesi yerinde herkes organlarını bağışlayabilir. Canlı verici olarak yalnızca karaciğer ve böbrek bağışında bulunulabilir. Organ nakli yapan merkezlerde, hastanelerde, organ nakliyle ilgilenen vakıf, dernek, vb. kuruluşlarda organ bağışı işlemi yapılabilir.

Organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterli. Böbrek, pankreas, karaciğer, akciğer, kalp ve ince bağırsak organları ile kornea, kemik iliği, tendon, kalp kapağı, deri, kemik, yüz-saçlı deri ve ekstremitelerin nakli yapılabiliyor. Ulusal organ nakli bekleme listesinde kayıtlı hastalardan öncelikle kan grubu uyumuna, daha sonra da doku grubu uyumuna göre organların hangi hastaya nakledileceği belirleniyor.