Aleksi “Zorba” / Nikos Kazancakis

Mayıs 27, 2021 2 Yazar: admin
“Aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama”

Zorba isminde bir kitap okuduğumu söylediğimde arkadaşlarıma “Ne yani zorbalık hakkında mı?” gibi sorulara çok maruz kaldığım için ilk önce bunu açıklamak isterim:

Kitap, ismini ana karakterden almış. Ana karakterin ismi “Aleksi Zorba“. Türkçe bildiğimiz “kaba, despot, diktatör” manasındaki zorba gibi anlaşılabilir ama burada sadece bir soyisim.

Kitabın orjinal adı: Βίος και Πολιτεία του Αλέξη Ζορμπά = Alexis Zorba‘nın Hayatı ve Maceraları. Türkçe’ye çevrilirken “Zorba” ismini tercih etmişler. Yaptığım kısa bir araştırma neticesinde Yunan dilinde böyle bir kelime olmadığını, Osmanlı hakimiyetinden dolayı Türkçe’den kalma bir kelime olarak soyisimlerde yaşamını sürdürmeye çalıştığını öğrendim. Buna benzer başka Türkçe soyisimler de mevcut imiş.

Kitabın yazarı Nikos Kazancakis. 1883 yılında Girit’in en büyük şehri olan Kandiye‘de doğmuş. 1957 yılında Almanya’nın güneyinde bulunan Freiburg şehrinde vefat etmiş. (Freiburg = Kara Ormanlar’ın içinde, Fransa ve İsviçre sınırında bulunan kozmopolit bir şehir. Bir ay yaşama şansı buldum. Kendinden anti-ageing gücünde bir doğa cenneti. Ancak Girit‘i henüz görmedim. İlk fırsatta ziyaret etmek istiyorum.

Nikos Kazancakis

Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’nden sancılı ayrılma süreci, I.Dünya Savaşı, II.Dünya Savaşı gibi önemli savaşlara tanıklık etmiş, o dönemim kaotik ortamında okuyup yazmaya da geniş zaman ayırabilmiş bir yazar Nikos Kazancakis. Zaten “Zorba” için onun ustalık dönemi eseri olduğu söylenmektedir. Mezar taşında da Aleksi Zorba’nın sözü olan Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm. yazmaktadır. Yazar hakkında detaylı bilgi almak isteyenler Wikipedia sayfasını ziyaret edebilir. Ben burada kitaba yönelmek istiyorum:

Abarttığımı düşünenler olabilir ama şimdiye dek okuduğum tek “hem dolgun hem sade” olmayı başarabilen betimlemelerden oluşuyor kitap. Alabildiğine betimleme okuyorsunuz. Hatta somatizasyon gereği kitabı okurken bir sürü güzel koku soluyacaksınız. Bazen gözünüzün önünde karakterler ve sahneler canlanabilir. Söylemedi demeyin. Karakterler çok detaylı ve başarılı anlatılmış. Bulundukları ve gezindikleri ortamlarda bulabilirsiniz kendinizi. Çevirmenin de yazar kadar taktiri hak ettiğini düşünüyorum. Yöresel olan, güncel olmayan bazı kelime ve deyimler için açıklayıcı notlar dahi eklemiş.

Kitapta geçen olayları yazarın kendi ağzından dinliyorsunuz. Yazar, kendisini çok etkileyen Aleksi Zorba‘yı bizlere büyük bir iştahla anlatıyor. Bazen o olmak istediğini bile düşünüyorsunuz ki aslında aynen öyle istiyor. Bir şekilde yolları kesişen bu iki karakter (Zorba ve yazar) Girit Adası’nda bir maden ocağını birlikte çalıştırıp işletirken Zorba’nın aforizmalarını dinliyorsunuz. Yazar adeta bir kitap kurdu. Zorba ise kitaplara çok uzak ama yaşamın tam merkezinde yer alıyor. Duygularını sınırsızca yaşamayı tercih etmiş, “özgürlüğünü engelleyen birer zincir” olarak gördüğü herşeyi reddetmiş, biriktirme kaygısı gütmeden çalışmış, evlenme kaygısı gütmeden sevmiş, aşık olmuş ama bu arada birkaç evlilik deneyimi de yaşamış, nerde akşam orda sabah takılmış; bir sürü savaşa katılmış, ölümlerden dönmüş, öldürmüş ve daha bir sürü gerçek hayat deneyimi yaşamış bir karakter. Nihayetinde yaş da kemale erince insan ayırmamayı, herkese sevgi ile bakabilmeyi başarabilmiş, hayatla şakalaşmaktan da geri durmayan olgun bir insan diyebiliriz belki. Bu arada, hayatı boyunca kadınlara özel ilgi göstermekten kaçınmayan ve onlarla iletişim kurma konusunda oldukça başarılı bir karakter kendisi. Kitap boyunca hayatına giren aşk maceralarını ve çapkınlıklarını yazara anlatmaktan büyük keyif alıyor kendisi.

Aleksi Zorba [Temsili] 🙂

Şundan eminim ki okuyan herkesi bir miktar etkileyecektir bu Zorba karakteri. Özellikle de kapalı ofis ortamında çalışan, ev – işyeri arasında mekik dokuyan, İstanbul gibi kalabalık ve gürültülü şehirlerde yaşayanlarımız kendi haline üzülebilir. Düşüncelerimizin “sınırlar” içerisine hapsedilmiş olduğu, hatta yasaklanmış olduğu böylesi bir dünyada aslında duygularımızı da hem kendi hem de toplum tabularına göre baskılayarak yaşadığımızı bir kez daha hissedeceksiniz kitabı okurken. Özgürce kızmadığımızı, sevmediğimizi, kahkaha atmadığımızı, ağlamadığımızı, gezmediğimizi, yemediğimizi, içmediğimizi, koşmadığımızı, şarkı söylemediğimizi bir kez daha anımsayacaksınız. Herşeyimiz ama herşeyimiz için yazılı olan ve olmayan bir sürü kurallarımız olduğunu, bu kurallar içinde yaşarken kendimizi tanıdığımız sanrısı ile yaşadığımızı düşüneceksiniz. Belki bir miktar çerçeve dışına taşmayı dahi isteyebilirsiniz, yazarın kitap içinde birkez yapmayı başarabildiği gibi.

Kitap içeriğinden kısa bir alıntı vermek isterim, Aleksi Zorba’nın kendi sözleri:

“Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türktür, bu Bulgardır, bu Yunanlıdır. Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim… Neden? Çünkü bunlar Bulgarmış, ya da bilmem neymiş… Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum, hay kahrolasıca herif, hay yok olası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır bu kötü adamdır. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk. Hepsi bir benim için. Şimdi iyi mi kötü mü yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça buna da bakmamaya başladım. Ulan ister iyi ister kötü olsun be. Hepsine acıyorum işte… Boşversem bile bir insan gördüm mü içim cız ediyor. Nah diyorum bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor,(…) o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek… Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be… Hepimiz kurtların yiyeceği etiz…”

Zorba Film Afişi

Ne düşünürseniz ve ne hissederseniz hissedin, Zorba bence ölümsüz bir karakter. Zira hakkında bir film de yapılmış. 1964 yılında Zorba the Greek ismi ile yayınlanmış. Zorba’yı meşhur Anthony Quinn canlandırmış ve bence gerçekten de tam manasıyla karakterin hakkını vermiş. Yönetmeni de bir Kıbrıs Rumu olan Mihalis Kakoyannis. İlk fırsatta bulup izlemenizi tavsiye ederim.

Herkese iyi okumalar ve keyifli seyirler dilerim.