Kadın Cinayetleri Nereye Kadar?

Temmuz 23, 2020 0 Yazar: admin
Katil tek bir kişi değildi. Koca bir toplum, koca bir devlet işin içindeydi. İşte bu nedenle bitmiyordu.

Tarih: 21.07.2020

Bir kez daha “Tüm Türkiye’nin başı sağolsun. Allah ailesine sabır versin. Şuçlu gereken en ağır cezayı alacaktır, davanın takipçisi olacağız” diyen tüm siyasilere kulaklarımı kapatmak istiyorum. Çünkü bu sözlerin hiçbir hükmü yok toplum vicdanında. Toplum demişken, sadece kadınları kastediyorum.

Pınar Gültekin isimli genç bir kadının daha bir erkek tarafından vahşice ve planlanarak öldürüldüğünü öğrendik dün. Hemen trend topic oldu bu konu. Hemen herkes, siyasetçiler; gazeteciler, sosyal medya fenomenleri üzüntüsünü dile getiren paylaşımlarda bulundu. TV kanallarına da haber konusu oldu elbet. Kararmış vicdanını kusan da oldu paylaşımlarına: Kadını kötüleyen, aşağılayan, etiketleyen sözde aydınlarımız da yok değil maalesef. Ancak ne yazılırsa yazılsın, ne çizilirse çizilsin hiçkimse Pınar Gültekin’in duygularını ve ailesinin acısını tam anlamıyla anlayabilecek. Çünkü Pınar öldürülmeden önce öldürülen yüzlerce kadını anlayabilmiş olsaydık bugün bu cinayeti konuşuyor olmazdık. Geçmiş ile yüzleşmekten korktuğumuz sürece bu cinayetlere engel olamayacağız!

Toplumsal olarak suçluyuz: Pınar Gültekin’in katili “Cemal Metin Avcı” ne kadar suçlu ise biz de en az o kadar suçluyuz! Toplum da devlet de suçlu çünkü hiçkimse üzerine düşen görevi yerine getirmedi ve getirmiyor. Bilakis yöneticiler çoğu zaman yangına körükle gidiyor: “Kadının yeri evidir, hamile kadın sokakta dolaşmasın, kadın dediğin erkeğinin hizmetkarıdır” gibi talihsiz ama amaca yönelik kötü açıklamalar toplum içinde kadının değersizleşmesine katkıda bulunuyor. Daha da ötesi kadın cinayetlerini protesto eden kadınlar kolluk kuvvetleri tarafından şiddete maruz kalıyor. Fiziksel şiddet uygulanarak gözaltına alınıyor. Sonuç da kaçınılmaz: Kadına yönelik şiddette ülkemiz ilk sırada!

İlgili tüm kuruluşlar bu yüzkarası tabloyu duvarına asmalı ve hergün buna bakarak işe başlamalı!

Peki bu işin çözümü ne diye soracak olursak: Kolay değil ama imkansız da değil! İlk iş olarak erkeklerin tırpan edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yanlış okumadınız: Erkekler Tırpan Edilmeli!

Sonrasında ilgili tüm devlet kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin görev alacağı, kadını ekonomik bağımsızlığına kavuşturacak büyük bir proje ile kadına yönelik şiddet/kadın cinayetleri ile mücadele edebiliriz. Böyle bir çalışmada devletin azami samimiyette olması gerekir. Finansal destek konusunda kısıtlama olmamalı, proje için tüm güç ve yetkiler seferber edilmeli. Ancak tam kararlılık ile bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Bir de unutmadan söylemeliyim: Asıl özne erkek! “Erkekleri ıslah çalışmaları” da bu projenin bir diğer önemli parçası olmalı. Çünkü kadın ne kadar güçlü olursa olsun -güçten kastımız ekonomik özgürlük ve hukuki haklara sahip olma bilinci- erkek yine de şiddete meyledecek, yine öldürmeye çalışacaktır. Dediğim gibi zor bir iş ama imkansız değil!

İstanbul Sözleşmesi Kadını Korur!

İstanbul Sözleşmesi kadını korur ama yeterli midir? Bence değildir! Okumak isteyenler için buraya yükledim. Tıklayarak indirebilirsiniz. Ayrıca Vikipedi Sayfası‘nda da kısa ve net bilgiler mevcuttur.

Ekleme: Adli Tıp Uzmanları Derneği‘nin konu hakkındaki kamuoyu açıklamasını buradan edilebilirsiniz.

Kadına Yönelik Şiddetin son bulması dileğiyle…